SAĞLIK » ÇOCUK ONKOLOJİSİ

« önceki sayfaya dön

Çocukluk Çağında Kanser

1-Adrenokortikal Tümörler : Adenom (selim) ve karsinomlardan (habis) oluşurlar. Kortizol, aldosteron, androjen ve östrojen gibi hormonları salgılayabilirler. Bazı vakalarda ailede de tümör öyküsüne rastlanmaktadır. Klinik bulgular, ergenlik öncesi yaşlarda yalancı erken ergenlik bulguları ile ortaya çıkar. Bu durumda büyümede hızlanma, pubis ve koltuk altında kıllanma, seste kalınlaşma, erkeklerde peniste, kızlarda klitoriste büyüme görülebilir.

Bazı vakalarda tansiyon yüksekliği, aşırı kilo alma, obezite gibi Cushing sendromu bulgularına da rastlanabilir.

Tanıda ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans ile görüntüleme yararlıdır. Tedavisi cerrahidir.

2- Beyin Tümörleri: Çocukluk çağında lösemilerden sonra en sık görülen kanser şeklidir. En sık 3-8 yaş arası çocuklarda görülür. Ancak her yaşta karşımıza çıkabilir. Erkek çocuklarda kız çocuklarına göre biraz daha sıktır.

Beyin ve omuriliğin tümörleri çok çeşitlidir. Beyin çok yaşamsal merkezi işlevleri olan bir organımız olduğu için genellikle bu bölgenin tümörleri çabuk belirti verir.

En sık rastlanan belirtiler: Başağrısı, kusma, görme bulanıklığı, göz çevresinde şişlik, davranış ve duruş bozuklukları görülür. Yürümede güçlük, denge kaybı olabilir. Beyin sapı kalp ve solunum için çok önemli merkezleri içerdiğinden ciddi belirtiler ortaya çıkabilir. Konuşma, yutma, hareket bozuklukları ilk belirtiler olabilir. Hormon sistemindeki bazı bozukluklar (aşırı su içme, idrar yapma) bir tümörün habercisi olabilir.

Beyin tümörlerinin tedavisi beyin cerrahı, ışınbilimci, çocuk kanserleri uzmanı ve patologdan oluşan bir ekibin ortak çalışmasını gerektirir. Önce cerrahi girişim yapılıp ardından radyoterapi ve kemoterapi uygulanabilir. 

3- Germ Hücreli Tümörler : Çocukluk çağının testiküler germ hücreli tümörleri: Dört yaşından küçük erkek çocukların testislerinde oluşabilirler. Tedavisi testisin cerrahi olarak alınması ile olur.

Adolesan ve genç erişkinin testiküler germ hücreli tümörü: Daha büyük erkek çocukların testislerinde oluşur. İki tipi vardır: Seminoma ve Seminoma-dışı. Seminomalar radyoterapiye daha duyarlıdır.

Küçük çocukların gonad (çoğalma organı) dışı germ hücreli tümörler: Çoğalma hücrelerinde (testis ya da over) olmayan germ hücreli tümörlerdir. Bu tümörler genellikle sakrum (kuyruk sokumu üstü J???) ya da koksikste (kuyruk sokumu) görülürler. Kız çocuklarda erkek çocuklara göre daha sık görülürler. Doğumda bile görülebilirler.

Adolesanlar ve genç erişkinlerin çoğalma organı-dışı germ hücreli tümörleri: Genellikle göğüs kafesinde görülürler.

Yumurtalık germ hücreli tümörleri: Genç kızlarda görülür. Tedavisi yumurtalıkların ve tüplerin cerrahi olarak alınması ile olur.

Germ hücreli tümörlerde belirtiler: İlk belirtiler tümörün yeriyle ilgilidir. Sert bir kitle ele gelir. Vücudun diğer yerlerinde, yer kapladığı organın fonksiyonlarını da bozabilir.

Germ hücreli tümörlerde tanı: Diğer kanser türlerinde olduğu gibi görüntüleme yöntemlerinden faydalanılır. Ayrıca bazı habis germ hücreli tümörler alfa-fetoprotein (AFP) ya da beta-human koryonik gonadotropin (BHCG) salgıladıkları için bu maddeler kanda ölçülür. 

4-Hipotalamik-Hipofiz Bez Tümörleri ( Beyin Orta Bölgesi) : Bu tip tümörlerin çoğu ön hipofizden kaynaklanır ve selimdir. En sık rastlananı kraniofarengioma olup çocukluk çağı beyin tümörlerinin % 5’ini oluşturur. Baş ağrısı, görme bulanıklığı gibi semptomlar ön plandadır. Cerrahi yaklaşım tercih edilir.

5-Karaciğer Tümörleri : Yaklaşık yarısı habis olan karaciğer kökenli tümörler arasında en sık olarak hepatoblastoma ve hepatokarsinoma görülür. Selim tümörlerin başında ise hemanjiom ve hamartomlar gelir.

Hepatoblastoma: Çocukluk çağı tümörlerinin % 0.5-2’sini oluşturur. Genellikle 2 yaş öncesinde, süt çocuklarında ve küçük çocuklarda görülen karaciğerin habis bir tümörüdür.

Hepatokarsinoma: Hepatit B veya C sonrası siroz zemininde gelişebilen bir tümördür. Hepatokarsinoma mevcut kemoterapi ilaçlarına hepatoblastoma kadar iyi yanıt vermez. Bu nedenle daha çok deneysel ilaçlar kullanılmaktadır. Karaciğer nakli metastaz yapmamış hastalarda bir tedavi şansı olabilir.

Hepatoblastoma ve hepatokarsinomalı hastalar karın sağ üst yarısında büyük kitle ile hekime başvurur. Hepatoblastomalı hastaların % 70’inde, hepatokarsinomalıların % 50’sinde alfa-fetoprotein (AFP) adı verilen bir proteinin kanda yüksekliği saptanır. Cerrahi girişim sonrasında tümör çıkarılınca AFP değerleri düzelir. AFP değerlerinin normale dönmeyişi tümör kalıntısını düşündürmelidir.

Karaciğerin habis tümörlerinde tedavi cerrahi ve kemoterapinin birlikte kullanımıdır. Radyoterapiye nadiren başvurulur. Cerrahi olarak tümörün tam çıkarıldığı vakalarda sağkalım şansı yüksektir.

6- Kemik Tümörleri :Çocukluk çağı kanserlerinin % 5’ini habis kemik tümörleri oluşturur. Bu tümörler vücudumuzda yer alan 206 kemiğimizin herhangi birinden kaynaklanabilirler. En sık görülen iki tanesi Osteojenik Sarkom ve Ewing Sarkom´dur.

Osteojenik Sarkom: Osteojenik Sarkom sıklıkla kemiklerin uç bölümlerinden köken alır. En sık diz eklemi civarını tutar. İlk belirtileri şişlik ve ağrıdır. Tanıda düz grafi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, kemik sintigrafisi kullanılır.

Ewing Sarkom: 1920 yılında ilk tanımlayan doktor olan Ewing’in adı ile anılan bu tümör kemiklerin orta kısmından çıkar. Daha çok kalça eklemini sever. Kaburgalardan da köken alabilir. İlk şikayet ağrılı şişliktir. Ateş de olabilir. Tanıda düz grafi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, kemik sintigrafisi kullanılır.

7- Lenfoma :Lenfoma, lenf (akkan) dokusunun habis hastalığına verilen genel bir isimdir. Hodgkin hastalığı ve Hodgkin dışı lenfoma (HDL) adı altında iki büyük gruba ayrılır. İlk kez tarif eden Thomas Hodgkin´in adı ile anılan bu hastalığın nedeni kesin olarak bilinmemektedir. HDL gelişimini kolaylaştıran bazı risk faktörleri olduğu kabul edilmektedir. Ebstein-Barr virüsü gibi bazı virüslerle hastalık geçirmiş kişilerde, bağışıklık durumu doğuştan bozuk bireylerde, AIDS hastalarında, bazı kimyasal maddelerle ilişkisi bulunanlarda sık görülür.

Her yaşta ortaya çıkabilmekle birlikte daha çok genç erişkinlerde görülür. Erkeklerde daha sık ortaya çıkar. İlk şikayet çoğu kez boyunda ortaya çıkan ağrısız bir şişliğin fark edilmesi şeklindedir. Hodgkin hastalığında bu şişlik özellikle solda köprücük kemiği üzerinde yerleşimlidir. Koltuk altı ve kasıktaki lenf düğümü bölgelerinde de büyüme olabilir.

8- Lösemi :Halk arasında kan kanseri olarak adlandırılan lösemi, kemik iliğinin anormal hücrelerle dolması ve bu hücrelerin kana ve tüm dokulara yayılması sonucu belirti veren bir hastalıktır. Kemik iliğinde normalde yapılması gereken hücrelerin yerini bu anormal hücreler alıp doldurduğundan, normal kan hücre yapımı bozulur. Hastada alyuvarların azalması sonucu kansızlık, akyuvarların azalması sonucu enfeksiyonlara eğilim, trombositlerin azalması sonucu da kanamalar olur.

Lösemide artan anormal hücrelere blast adı verilir. Çoğalan blastların tipine göre lösemiler, lenfoblastik ve miyeloblastik diye tiplere ayrılır. Bu lösemiler hızlı seyirli olup akut lösemi adını alır. Lösemilerin % 95"i akut tiptedir. Akut lösemilerin de % 80’i lenfoblastik, % 20’si miyeloblastiktir. Kronik seyirli olan çocuk lösemisi ise kronik miyeloid lösemi adını alır.

Löseminin belirtileri: Kemik iliği blastlarla dolduğunda çocukta şu belirtiler çıkmaya başlar.

1. Kansızlık (anemi): Hasta soluk ve iştahsızdır, çabuk yorulur.

2. Kanama: Deride morluk ve nokta kanamalar, burun kanaması, idrar ve dışkıda kanama gibi belirtiler vardır.

3. Enfeksiyon: Belirtisi genellikle yüksek ateştir. Mikroplara karşı koruyan hücreler yok olmuş veya çok azalmıştır.

4. Blastların başka dokulara yayılımı sonucu beyin omurilik sıvısına yayılım başağrısı, kusma gibi belirtiler verir, menenjiti taklit eder.

5. Erkek çocuklarda testislere (erbezlerine) yayılma sonucu ağrısız erbezi şişlikleri olur.

6. Lenf bezi şişlikleri: Hastalığa özgü blastlar kan ile dolaşarak lenf bezine yerleşip çoğalmaya başlar ve onları büyütür. Boyunda, kasıkta, koltuk altında ve akciğerler içinde lenf bezi büyümeleri ortaya çıkabilir.

7. Blastların karaciğer ve dalağa yayılması karaciğer ve dalak büyüklüklerine ve karın şişliğine yol açar.

Tedavi: Lösemi başarı ile tedavi edilen bir hastalıktır. Günümüzde çocuk lösemilerinin % 75’i tamamen şifa bulmaktadır. Akut lenfoblastik lösemilerde iyileşme oranı daha yüksek, miyeloblastik lösemilerde biraz daha düşüktür.

Lösemi tedavisi ilk 6 ayı hastane ortamında geçen 2 yıllık bir tedavidir. Damardan ve ağızdan ilaçlar yanında zaman zaman beyin-omurilik sıvısına da ilaçların verilmesi gerekir.

Kemik iliği nakli lenfoblastik lösemilerin % 10 kadarına gerekirken, miyeloblastik lösemilerin % 50 kadarında gerekli olur. Bazı lösemilerde beyin-omurilik sıvısına lösemi yayılımı varsa veya bu risk yüksekse beyin ışınlaması da (radyoterapi) yapılır. 

9- Nazofarenks Tümörü: Çocukluk çağı tümörleri içinde % 1’den az görülür. Burun boşluğu ile yutak sınırındaki deri tabakasından çıkan bu tümörün oluşumu Epstein-Barr virüsü enfeksiyonu ile ilişkili bulunmuştur. Bu tip kanserde, tümör boyundaki lenf bezlerine yayılır. Ayrıca burun, ağız ve yutağa da yayılabilir. Hastalık burun kanamalarına neden olabilir, kulağa yayılıp tıkayabilir ve işitme kaybına neden olur. Bazen de kafa tabanına yayılarak çene hareketlerini kısıtlar ya da felçlere sebebiyet verir.

Baş-boyun bölgesi BT ve MR’lari tümörün boyutları hakkında fikir verir. Hastalık beyin-omurilik sıvısına (BOS) hastalık yayılmış olabilir, bu nedenle BOS tetkiki gerekir. Kemik metastazları açısından tüm vücut kemik sintigrafisi ve uzak yayılım açısından akciğer ve karın görüntüleme tetkiki gereklidir. Tedavi kemoterapi ve radyoterapinin birlikte verilişidir, cerrahi şansı pek yoktur.

10- Nöröblastoma (Sempatik Sinir Sistemi Tümörü) : Tüm çocukluk çağı kanserleri arasında % 7 sıklıkta gözlenir. Yılda 100.000 çocuktan birinde ortaya çıkmaktadır. Süt çocuklarında en sık gözlenen tümör olup çocukluk çağında da nadir değildir. Nöroblastoma, süt çocuklarında büyük çocuklara oranla çok daha iyi seyirlidir.

Tümür, sempatik sinir sistemi hücrelerinde çıkar. Genellikle böbreküstü bezlerinden ve karın içinden kaynaklanmakla birlikte, boyundan başlayıp kuyruk sokumuna kadar vücudun her yerinde görülebilir. Boyunda sert bir kitle tümör belirtisi olabildiği gibi iştahsızlık ve karında kitle, metastazlara bağlı olarak müphem kemik ağrıları veya bacak felçleri de ilk başvuru belirtisi olabilir.

Cerrahiye, kemoterapinin ve gereğinde radyoterapinin eklenmesi ile tedavi edilir. Son yıllarda tedavide kök hücre nakli de yapılmaktadır. Ayrıca ABD’de nöroblastoma aşı çalışmaları yapılmaktadır. Tümör hücrelerinin çoğalmasını durduracak ilaçların yanı sıra bu hücrelerin olgunlaşmalarını ve normal sinir hücresine dönüşmelerini sağlayacak ilaçlar da halen tedavide denenmektedir.

11- Paratiroid Tümörleri : Bu tümörlerin % 80’i selim tümör yani adenomdur. Habis tipi (karsinom) nadirdir. Parathormon salgılayarak vücutta kalsiyum, fosfor gibi maddelerin ve kemik metabolizmasının dengesizliğine neden olurlar. Belirti vermeyen kalsiyum artışı, fosfor azalması, çok idrara çıkma, çok su içme, baş ağrısı, kemiklerde ağrı, iskelet bozuklukları ve kırıklar gibi belirtilere neden olabilir. Artmış parathormon düzeyleri saptanır. Tedavisi cerrahidir. 

12- Plöropulmoner Blastoma(Akciğer Tümörü) : Son derece nadir olan bu tümör akciğeri saran zarın altından gelişir. En sık 3 yaş civarında gözlenir. Lokal yayılmaya eğilimli bir tümördür. Tümör cerrahi olarak tümüyle çıkarılır ise sağkalım şansı yüksektir. Daha çok lokal tekrarlama gösterir, uzaklara yayılma nadirdir.

13- Rabdomiyasarkom : Rabdomiyosarkom kas hücrelerinden kaynaklanan bir kanser türüdür. Vücudun değişik yerlerinde görülebilir. En sık görüldüğü yerler kafa kasları, boyun kasları, mesane, prostat, kollar, bacaklar ve vajinadır. Nadir yerleşim yerleri arasında göğüs kasları, karın kasları, dış cinsiyet organları ve anüs kasları sayılabilir.

Çocukluk çağında karşılaşılan yumuşak doku tümörlerinin yarıdan fazlası rabdomiyosarkomdur. Hastalanan çocukların büyük çoğunluğu 9 yaşından küçüktür. Erkeklerde sıklık kızlardan biraz daha fazladır.

Rabdomiyosarkomada hangi belirtiler olur? Tümörün yerleşim yerine göre belirtiler değişir. Tümörün bulunduğu yerde şişlik, burun ve sinüslerde olursa ses değişiklikleri, hava yolu tıkanmaları, burun kanamaları, yutma güçlüğü görülebilir. Mesane tümörleri karşımıza kanlı idrar ile çıkabilir. İdrar yapma güçlüğü görülebilir.

Rabdomiyosarkoma nasıl teşhis edilir? Doktorunuz rabdomiyosarkoma’dan şüphelendiyse tümör biyopsisi, röntgen araştırmaları, bilgisayarlı tomografi, MR, kemik sintigrafisi gibi birtakım testler yapacaktır.

14-Tiroid Bezi Tümörleri :  Selim ve habis tipleri mevcuttur. Her iki tip tümör de hormon salgılar. Tiroid karsinomları habis olup 15 yaş öncesi tüm tümörlerin % 1,5’unu, baş boyun tümörlerinin ise % 7’sini oluşturur. Papiller, folliküler, anaplastik ve medüller tipleri vardır. Kesin tanı biyopsi ile konur. Boyunda lenf bezi büyüklüğü ve tiroid bezinde nodül varlığı, vakaların % 50’sinde birlikte tespit edilir.

Tanı için yapılan izotop tetkikinde tümör bölgesi izotopu tutmaz, normal tiroid dokusu ise tutar. Tedavisi cerrahidir. Medüller tip kanserlerde tiroid bezi tümü ile çıkarılmalıdır. Papiller tip tümörde ise lenf bezleri de birlikte çıkarılmalı ve bu alanlara yayılıp yayılmadığı belirlenmelidir. Tedavide radyoaktif iyod da kullanılmaktadır.

15- Tükrük Bezi Tümörleri :Kulak önündeki parotis bezinden (tükrük bezi) veya çene altındaki tükrük bezlerinden kaynaklanır. Bu tümörler iyi huylu veya kötü huylu olabilirler. Adenokarsinoma, mukoepidermoid karsinoma veya asiner hücreli karsinom adı verilen tipleri vardır. Tedavi genellikle cerrahidir.

16- Wilms Tümörü(Nefroblastoma) : Wilms tümörü diğer adı ile nefroblastoma böbrekten kaynaklanan bir tümördür. Çocukluk çağı kanserlerinin % 6’sını oluşturur. Kız ve erkek çocuklarda eşit sıklıkta görülür. Vakaların dörtte üçü 1-5 yaş arasında tanı alır. Ortalama tanı yaşı 3 yaştır. Hastaların bir kısmında gözbebeğine rengi veren irisin yokluğu, atnalı böbrek veya vücudun bir kısmında aşırı gelişme ya da organ büyüklükleri gibi doğumsal yapı bozuklukları görülebilir. Tümör yakın çevre dokuya yayılabildiği gibi lenf bezlerine yayılabilir ya da kan yolu ile akciğere, karaciğere ve başka dokulara gidebilir.

En sık saptanan klinik belirti karında tesadüfen saptanan kitledir. Kitle çoğu kez sert, ağrısız ve üzeri düzdür. Bazen karın ağrısı ve ateş de eşlik edebilir. Vakaların % 10-25’inde idrarda kanama (hematüri) saptanır. Hastaların dörtte birinde tansiyon yüksek bulunur. Hastaların % 5-10’nunda hastalık 2 böbreği birden tutabilir. Görüntüleme tetkiklerinden ultrasonografi ön tanıda yararlıdır. Tanıda en faydalı olanı kontrastlı karın tomografisi veya manyetik rezonans görüntülemedir.

Tedavide genel yaklaşım öncelikle diğer böbreğin cerrahi olarak değerlendirilmesinden sonra tümörle birlikte böbreğin çıkartılmasıdır.

 

 

 

 

  

 

YASAL UYARI : www.gelisimuzmani.com'un içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. www.gelisimuzmani.com sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır.

Sizde Yorum Yapın!

Adınız Soyadınız
:
E-Mail Adresiniz
:
Yorum Başlık
:
Yorumunuz
:



Bu Yazıyla İlgili Yorumlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

En Çok Okunan Yazılar

Enfeksiyon Hastalıklarında Beslenme

Hastalıklarda beslenme ilkeleri bilinirse, çocuğun beslenmesi de sorun olmaktan çıkacaktır.... » Devamını Okuyun!

Gaucher Hastalığı

http://www.mpsturk.org/GaucherHastaligi.aspx... » Devamını Okuyun!

Bulaşıcı Hastalıklar Listesi

Bulaşıcı hastalık ya da enfeksiyon hastalıkları, intaniye olarak da bilinir, hastalık yapıcı herhangi bir yolla insana geçme özelliğindeki mikropların... » Devamını Okuyun!

Depo Hastalığı

Lizozom hastalıkları tüm dünyada onbinlerce kişiyi etkileyen bir kalıtsal hastalık grubudur.... » Devamını Okuyun!

Akraba Evliliği ve Genetik Hastalıklar

İnsan 23 çift kromozomdan ibarettir. ... » Devamını Okuyun!

Fenilketonüri (Zeka Testi)

Kalıtsal bir metabolik hastalıktır.... » Devamını Okuyun!

Hemofili

Kalıtsal bir hastalık olan hemofili ıamayla ortaya çıkan hastalıkların de bilinen en eski örneğidir. ... » Devamını Okuyun!
GelisimUzmani.Com web sitesi;
Gelisimuzmani.com kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla içeriğini hazırlamaktadır. Sitede yer alan bilgiler doktor tedavisinin yerini tutamaz.

Bu bilgiler şahsi tanı ve tedavi yöntemi olarak değerlendirilmemelidir. Sitedeki kaynaklardan yola çıkarak ilaç tedavisine baslanmamalı ve tedavi değiştirilmemelidir.

Bu sitede yer alan yazılar kaynak gösterilmeden, kısmen de olsa kullanılamaz.

İlgili Linkler;
» Site Kullanım Koşulları » Gizlilik Politikası » Üyelik Sözleşmesi