AİLE » ENGELLİ AİLESİYİZ

« önceki sayfaya dön

Ana-Babanın Engelli Çocuğa Yaklaşımı ve Uyumu

Ana-Babanın Engelli Çocuğa Yaklaşımı ve Uyumu

Pek çok ana-baba için bir çocuğun doğumu yaşamlarında yeni bir süreçtir. Ana-Baba adayları çocuklarının kime benzeyeceği konusunda hayaller kurarlar.
 
Çocuklarının sağlıklı, yetenekli ve başarılı olacaklarını düşünürler. Onunla birlikte umutlarının, ideallerinin ve beklentilerinin gerçekleşeceğine inanırlar.
 
Hiçbir ana-baba  engelli bir çocuklarının olacağını düşünmez. Oysa çeşitli nedenlerden dolayı her gün engelli çocuklar doğmakta ya da sonradan  engelli   olmaktadırlar. 
 
Engelli bir çocuğa sahip olmak ana-baba için bir yıkım olmakta ve ana-baba kriz geçirmektedirler.

Literatür çalışmalarına göre ana-babaların engelli çocuklarına uyumu konusunda üzerinde durulduğu görünmekte olan “Aşama Yaklaşımı” şu şekilde açıklanabilir:

AŞAMA YAKLAŞIMI
Bu yaklaşıma göre ana-babanın  engelli  çocuğa uyumu bir dizi aşamalar biçiminde görülmektedir.

Birincil Tepkiler
Şok: Birincil tepkilerden biri şok olup, bu şokla birlikte ana-babanın çaresiz kaldığı, ümitsizliğe kapıldığı, hayal kırıklığına uğradığı ve ağladığı görülür.
 
Reddetme: Şoktan çıkan ana-baba, bu defa çocuğun engelli olduğunu reddetmektedir. Her gün gözleri önünde duran çocuklarının özrünü kabullenmeleri güç olur.
Bu reddetme davranışı, bilinmeyene karşı bir tepkidir. Çocuklarının geleceğine yönelik, endişeler, tedirginlikler ve üstlenmeleri gereken sorumluluklara yeterli bir yanıt bulamayışları reddetme davranışına neden olmaktadır. Ana-baba bu aşamada doktordan doktora dolaşarak çocuklarının özrüne çare ararlar. Kimi zamanda doktorların koyduğu teşhisi reddederler; yanlış teşhis koyulduğunu iddia ederler. Bu aşama genelde oldukça zaman almaktadır.
 
Depresyon: Depresyon aşamasında ana-baba aşırı üzüntü, sıkıntı ve çökkünlük içindedir. Onların gözünde engel, hayallerinde yarattıkları ideal çocuğun simgesel ölümünü yansıttığı için yas tutmaya başlarlar. Böyle bir durumda çektikleri acı, çok sevilen birinin ölümü karşısında duyulan acı kadar büyüktür. Ancak bu acı, ana-babanın gerçeği kabul etmesini kolaylaştıran bir duygu olarak görülmektedir.

İkincil Tepkiler
Kızgınlık: Depresyonu atlatan ana-baba, kızgınlık duygusunu yaşamaya başlar. ”Neden biz?”,”Bu niçin başımıza geldi?” ya da “Bu niye bize oldu?” gibi soruları sık sık sorarlar. Kızgınlıklarını doktorlara, uzman kişilere ve engelli olmayan çocuklarına yansıtırlar. Kızgınlıklarını engelli çocuğa yansıtan, onun ölmesini isteyen ana-babalar da vardır. Çünkü bu çocuklar yaşamlarında çok önemli değişikliklere ve kayıplara yol açmıştır. Kızgınlık kimi zaman öfkeye de dönüşmektedir.

Suçluluk Duyma: Suçluluk duygusunu yaşayan ana-baba çocuğun özrüne kendilerinin neden olduğunu düşünür ve hatta birbirlerini suçlarlar. Geçmişlerindeki yanlış davranışları ya da günahları yüzünden Tanrı tarafından cezalandırıldıklarını sanırlar. “Tanrı bizi cezalandırdı” derler. Kızgınlık ve suçluluk duygusu genellikle bir arada yaşanır.

Utanma: Her ana-baba çocuğunun başarılı, sağlıklı olmasını, çevre tarafından beğenilmesini ister ve bundan da gurur duyar. Oysa engelli bir çocuk çevredeki insanlar tarafından küçümsenebilir, alay konusu olabilir. Bu yüzden çocuklarını toplum içine çok az çıkaran ya da hiç çıkarmayan ana-babalar vardır. Ana-babaların bu davranışlarının altında yatan belli başlı neden, çocuklarını kendilerinin bir parçası olarak görmeleri, özrünü kendilerinin bir kusuru, hataları olarak algılamalarıdır. Dolayısıyla onunla birlikte olmaktan çekinirler.

Üçüncül Tepkiler
Uzlaşma: Bu aşamada ana-baba çocukları ile yakından ilgilenirlerse, onu en iyi hastanede tedavi ettirirlerse ya da en değerli bakım ve özel eğitim kurumlarına gönderirlerse engelin düzeleceği ümidi içindedirler. Çocuğun engeline çare bulunması çabaları, ailelerde son girişim olarak kabul edilmektedir.

Uyum ya da Kabul Etme: Bu son aşamada çocuklarının engeli ana-baba için artık bir gerçektir. Her şeye yeniden başlayarak, ciddi bir biçimde engelli çocuklar için neler yapılıp yapılamayacağını düşünürler ve çoğunlukla sağlıklı bir ilişki kurmaya başlarlar. Çocuğu ailenin bir bireyi olarak görüp gerekli ilgiyi gösterirler. Daha önce engel önemliyken bu aşamada çocuk önemlidir.

Ana-babanın çocuğu kabullenmesi, çocuğun kendini kabullenmesinde önemli rol oynar.

Ana-babası tarafından kabul gören, sevilen ve ilgilenilen çocukların kendilerini kabullenmelerini kolaylaştırmaktadır. Çocuğun engeline karşı tutumu geniş ölçüde çevrenin ve özellikle ana-babanın kendisi hakkında ne düşündüğüne ve ne hissettiğine bağlı olarak gelişir. Ancak kimi ana-babalar karşılaştıkları sorunlar karşısında ilk aşamalara dönebilmektedir. Reddetme aşamasında kalıp, çocuklarının engellerini inkar eden ana-babalar da bulunmaktadır. Bu aşamada kalan ana-babaların çocuklarının kendini kabul düzeyi ise düşüktür.

Ana-babanın çocuğunun engelini kabullenmesinde çocuğun engelinin türü ve derecesi önemlidir. Örneğin hafif ortopedik engelli bir çocuğu kabul etmek d aha kolay iken, ağır zihinsel engelli bir çocuğu kabul etmek daha güçtür. Ana-babaya yakın çevrenin psiko-sosyal desteği de engelli çocuğu kabullenmede yardımcı faktördür. Uzman kişilerin aileye gerekli yönlendirmelerde bulunması, kabullenmeyi kolaylaştıran bir diğer faktördür.

Uzman Pedagog Didem KÜT

 

YASAL UYARI : www.gelisimuzmani.com'un içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. www.gelisimuzmani.com sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır.

Sizde Yorum Yapın!

Adınız Soyadınız
:
E-Mail Adresiniz
:
Yorum Başlık
:
Yorumunuz
:



Bu Yazıyla İlgili Yorumlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

En Çok Okunan Yazılar

Kalıtsal Hastalıklar

Kalıtsal hastalıkların çoğu çekinik genlerle taşınır. ... » Devamını Okuyun!

Ailede Kadının Rolü

Kadınların aile içerisindeki rol ve sorumluluklarına baktığımız zaman, ön plana çıkan iki başlıktan bahsetmek yerinde olabilir.... » Devamını Okuyun!

Boşanma Sonrası Yaşam

Toplumun boşanmak isteyen kadına verdiği ilk mesaj, ?olmaz? ve ?son bir kere daha denemelisin? biçimindedir. ... » Devamını Okuyun!

Akraba Evliliği

Aynı soydan gelen kişilerin yaptığı evliliğe akraba evliliği denir. ... » Devamını Okuyun!

Dul Kalma Korkusu

Dul kalma korkusu, pek çok bayanı boşanmak fikrinden vazgeçiren güçlü korkuların en tepesinde yer alan korkudur.... » Devamını Okuyun!

Hem Anne Hem Baba Olmak

Boşanmadan sonra çocuk anne veya babadan birinde kalıyorsa dikkat edilmesi gereken kurallar;... » Devamını Okuyun!

Etkili Aile İletişimi

Değerli anne babalar, Her zaman bilinen bir söz vardır: "Eğitim ailede başlar". ... » Devamını Okuyun!

Sinirli ? Asabi Çocuklar

Öfkeli çocuklardan ayrı olarak sinirli çocuklar önemli yer tutar. ... » Devamını Okuyun!
GelisimUzmani.Com web sitesi;
Gelisimuzmani.com kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla içeriğini hazırlamaktadır. Sitede yer alan bilgiler doktor tedavisinin yerini tutamaz.

Bu bilgiler şahsi tanı ve tedavi yöntemi olarak değerlendirilmemelidir. Sitedeki kaynaklardan yola çıkarak ilaç tedavisine baslanmamalı ve tedavi değiştirilmemelidir.

Bu sitede yer alan yazılar kaynak gösterilmeden, kısmen de olsa kullanılamaz.

İlgili Linkler;
» Site Kullanım Koşulları » Gizlilik Politikası » Üyelik Sözleşmesi